İsabet oranı
Atılan mermilerin hedefe ulaşan payını gösterir ve arada başka hiçbir oyuncunun katkısı bulunmaz.
İlk ay boyunca 2 sayıyı yan yana takip ettik ve dördüncü haftanın sonunda hangisinin gerçekten oyuncuya ait olduğunu gördük.
30 günlük programın 2. haftasında elimizde birbirine hiç benzemeyen 2 sayı vardı ve ikisi de aynı maç sonu ekranından okunuyordu. Üst satırda o turun kazanma oranı, hemen altında ise seans boyunca tutturduğumuz isabet oranı duruyordu. İlk günlerde alışkanlık gereği hep üstteki satıra baktık, çünkü yeni bir platformda ilk refleks neredeyse her zaman kazanma oranına dönmek oluyor. 4. haftanın sonunda defterin başına yazdığımız sayı değişmişti ve bu tutanak o değişimin gerekçelerini açıklıyor. Ölçüt seçimi küçük bir ayrıntı gibi görünse de 30 günlük hazırlığın bütün yönünü belirliyor.
Kazanma oranını defterden tamamen sildiğimizi söylemiyoruz, çünkü uzun vadede o sayının anlattığı gerçek ve önemli bir şey mutlaka var. Asıl sorun, ilk ayda o gerçek ile oyuncunun becerisi arasındaki bağın çok zayıf kalmasıdır. Bir seansta üst üste 4 tur kazanmak, o gün elin daha iyi çalıştığını değil çoğu zaman takım dengesinin bir tarafa kurulduğunu gösterir. Bu yüzden defterin başına yazılacak sayının doğrudan oyuncunun kontrolünde olmasını baştan şart koştuk. Aşağıdaki bölümler bu şartı hangi ölçütlerin karşıladığını, hangilerinin ise ilk ayın kaydı dışında kaldığını gerekçeleriyle birlikte ve tek tek anlatıyor.
Kazanma oranı bir turun sonucunu tek satıra indirir ve o satırda 4 ya da 9 kişinin ortak payı bulunur. Deneme Sahası gibi 5v5 bir modda tek bir oyuncunun sonuç üzerindeki ağırlığı, round sayısı arttıkça belirgin biçimde küçülür. Kademe Arenası gibi 1v1 bir masada tablo daha temizdir ama orada da eşleştirme sistemi sürekli dengeli rakipler gönderdiği için sayı yüzde 50 çevresinde ortalanır. Sistem doğru çalıştığında kazanma oranı bir noktadan sonra beceriyi değil eşleşme kalitesini ölçmeye başlıyor. İlk ayda ortaya çıkan bu ortalanma, kaydedilen gelişimin tamamını grafik üzerinde haftalarca görünmez hâle getiriyor.
2. hafta boyunca Kademe Arenası masasında 60 tur oynadık ve kazanma oranımız yalnızca 3 puanlık dar bir aralıkta gidip geldi. Aynı dönemde isabet oranı düzenli biçimde yukarı çıktı, üstelik artış tek turluk sıçramalar hâlinde değil hafta ortasından itibaren kalıcı olarak göründü (o hafta başka hiçbir ayara dokunmadık). İki eğri arasındaki bu fark, hangi sayının öğrenmeyi kaydettiğini ve hangisinin yalnızca sonucu naklettiğini bize doğrudan gösterdi. Kazanma oranı gelişimi bir hafta boyunca sakladı, isabet oranı ise aynı gelişimi 3. günde ortaya çıkardı. Bu tek karşılaştırma bile ölçüt değişikliğini gerekçelendirmeye yetti.
Takım modlarında tablo daha da karışıktır, çünkü orada sonucu belirleyen etkenlerin arasına iletişim ve rol dağılımı gibi başlıklar da giriyor. Bir round iyi nişan alındığı için değil, doğru bilginin doğru anda söylenmiş olması sayesinde de kazanılabilir. Bunların hepsi değerli beceriler ama kazanma oranı hangisinin devreye girdiğini hiçbir biçimde ayırt etmez ve tamamını aynı yüzdenin içinde eritir. Geri bildirim vermeyen bir sayı ölçüt olmaktan çıkar ve zamanla yalnızca geriye dönük bir sonuç kaydına dönüşür. İlk ayda oyuncunun ihtiyaç duyduğu şey, ertesi günün hedefini kendiliğinden belirleyen açık bir işarettir.
Kayıt boyunca kazanma oranını yine de her hafta not ettik, çünkü bir ölçütü savunabilmek için karşısındaki ölçütü de aynı özenle ölçmek gerekiyor. 4 haftanın sonunda iki sütunu yan yana koyduğumuzda aradaki bağın ne kadar zayıf kaldığı daha ilk bakışta ve hiçbir hesap gerektirmeden görüldü. İsabet oranı 4 hafta boyunca düzenli bir eğri çizdi, kazanma oranı ise aynı grafikte testere dişi gibi inip çıktı. Bu görüntü, ölçüt tartışmasını kelimelerle değil doğrudan kayıtla kapattı. Aynı karşılaştırmayı 2. ayın sonunda tekrarlamayı ve iki eğriyi yeniden yan yana koymayı planlıyoruz.
2. ayın ortasından itibaren aynı sayı yavaş yavaş anlamlı hâle geliyor, çünkü o noktada eşleşme geçmişi genişliyor ve haftalık dalgalanma belirgin biçimde azalıyor. 30 günlük hazırlığın içinde ise bu koşulun oluşması için yeterli tur birikmiyor ve sayı her hafta yeniden zıplıyor. Kayıtlarımızda 200 turun altında kalan hiçbir kazanma oranı okuması istikrarlı çıkmadı ve hepsi hafta içinde en az 5 puan oynadı. Sayıyı defterden hiç silmedik, yalnızca sırasını değiştirdik ve ikinci sayfaya alarak ilk sayfayı tek ölçüte ayırdık. Bu küçük düzenleme ilk ayın odağını tek bir yere topladı.
| Ölçüt | Neyi ölçer | İlk ayda anlamlı mı |
|---|---|---|
| İsabet oranı | Atılan merminin hedefi bulma payı | Evet, doğrudan oyuncunun kontrolünde |
| Hayatta kalma oranı | Agresiflik ile temkinlilik dengesi | Evet, tempo ayarını açık eder |
| Etkisiz hâle getirme süresi | Karşılaşmanın kaç saniyede bittiği | Evet, nişan ve konumlanma birlikte okunur |
| Kazanma oranı | Turun sonucu ile takım payını | Hayır, kısa vadede ortalanır |
| K/D oranı | Alınan ve verilen kayıp dengesi | Hayır, öğrenme döneminde yanıltır |
Atılan mermilerin hedefe ulaşan payını gösterir ve arada başka hiçbir oyuncunun katkısı bulunmaz.
Agresiflik ile temkinlilik arasındaki dengeyi tarif eder ve tek başına iyi ya da kötü bir yön göstermez.
Bir karşılaşmanın kaç saniyede sonuçlandığını ölçer ve nişan ile konumlanmayı birlikte okur.
İsabet oranı, attığınız mermilerin ne kadarının hedefe ulaştığını gösterir ve bu hesabın içinde başka hiçbir oyuncunun katkısı ya da payı bulunmaz. Sayıyı yukarı taşımak için uygun eşleşme, iyi bir takım arkadaşı ya da şanslı bir gün beklemeye gerek kalmıyor. Kademe Arenası masasındaki 5 dakikalık turlar bu ölçüm için en temiz zemini kuruyor, çünkü küçük ve simetrik haritada bahaneye yer kalmıyor. 2. hafta boyunca her oturumda tek bir ayrıntıya odaklandık ve sayının o ayrıntıya nasıl tepki verdiğini kaydettik. Bir gün yalnızca ilk mermi isabetine baktık, ertesi gün ön nişan tuttuk.
Aynı anda 5 şeyi birden düzeltmeye çalışmanın hiçbirini düzeltmemekle sonuçlandığını daha 3. günde gördük ve o günden sonra tek hedef kuralına geçtik. Odak daraldıkça kayıt da okunur hâle geldi, çünkü değişen tek bir unsur varken artışın nereden geldiği tartışmaya kapanıyor. Denemelerin bir kısmı sayıyı hiç oynatmadı ve bunları da aynı deftere olduğu gibi yazdık. Sonuç vermeyen bir denemenin kaydı, sonuç veren denemenin kaydı kadar değerli çıktı ve defterde ikisine de tam olarak aynı yer ayrıldı. İkisini birlikte okumak, hangi yolların denendiğini ve hangilerinin kapandığını görünür tuttu.
Sayıyı ve gözlemi ertesi güne ertelemek, o günün bütün ayrıntısını neredeyse tamamen siliyor ve geriye yalnızca sonucun çıplak hâli kalıyor. Oturum biter bitmez yazılan satır ise o günün hangi denemeye ayrıldığını ve o denemenin nasıl geçtiğini hiçbir ayrıntı kaybetmeden birlikte taşıyor. Günlük rutinin sonuna koyduğumuz 4 dakikalık gözden geçirme payı, bu kısa kayıt için fazlasıyla yetiyor. Defteri masanın kenarında ve her gün aynı noktada açık tutmak, yazmayı unutma ihtimalini belirgin biçimde düşürüyor. Kaydı 2 gün geciktirdik ve o 2 günün satırları sonradan gerçekten boş kalmıştı.
Ölçümü günlük değil 3 günlük ortalamalar hâlinde okumak, kayıtta baştan beklediğimizden çok daha büyük ve çok daha kalıcı bir fark yarattı. Tek bir seansın sayısı yorgunluğa, bağlantı dalgalanmasına ve karşıdaki oyuncunun tarzına göre kolayca sapıyor (kötü geçen tek bir seansın kaydını 2 kez yanlış yorumladık). 3 günlük pencere bu sapmayı büyük ölçüde düzleştiriyor ve altta duran eğilimi görünür kılıyor. Defterin ikinci satırına yazdığımız şey de tek bir seansın sayısı değil, tam olarak bu eğilim oldu. Eğilim yatay duruyorsa hedefin fazla geniş tutulduğu, aşağı iniyorsa ayarlarda bir şeyin değiştiği anlaşılıyor.
Ayrıntılı istatistik paneli 3. haftanın sonunda açıldığı için ilk 2 haftanın bütün kaydı yalnızca bu ekrandan okunan iki satıra dayanıyor. Panel açıldıktan sonra bile aynı iki satırı okumaya devam ettik, çünkü ölçüm aracını ay ortasında değiştirmek bütün geriye dönük karşılaştırmayı bozuyor. Kaydın biçim olarak tutarlı kalması, kaydın ayrıntılı olmasından çok daha önemli çıktı. Aracı değiştirmek isteyen oyuncunun bunu ay başında yapması, 30 günlük tabloyu okunur tutmanın en basit yolu. BetRupi kütüphanesindeki bütün modlarda aynı iki satırın bulunması, bu tutarlılığı korumayı belirgin biçimde kolaylaştırıyor.
Hayatta kalma oranı, bir turda ne kadar süre ayakta kalındığını değil kaç turun sonuna kadar taşındığını gösteren bir denge ölçütüdür. Sayı çok yüksekse genellikle fazla temkinli oynandığını, çok düşükse gereğinden agresif bir tempo tutturulduğunu gösteriyor. İkisinin arasında oturan bir aralık ise oyuncunun kendi sınırını doğru okuduğu anlamına geliyor. Bu ölçütü seçmemizin asıl nedeni, tek başına iyi ya da kötü hiçbir yön göstermemesi ve doğrudan dengenin kendisini tarif etmesidir. Hazırlık döneminde denge bilgisi, mutlak başarı bilgisinden çok daha kullanışlı ve çok daha yönlendirici çıkıyor.
3. haftada bu sayının Gelişim Kulesi ile Deneme Sahası arasında ne kadar belirgin biçimde ayrıştığını da ayrı bir satırda kayda geçirdik. Kule savunmasında hayatta kalma oranı yüksek çıkıyor, çünkü savunma hattının arkasında durmak o modun doğal gereği. Taktiksel modda ise aynı oyuncunun sayısı düşüyor ve bu düşüş bir gerileme değil, yalnızca mod farkının ölçüme yansımasıdır (aynı defterde iki mod yan yana okunduğunda bu ayrım kolayca gözden kaçıyor). Her sayıyı yalnızca kendi masası içinde okumak, 30 gün boyunca uyguladığımız temel kural hâline geldi. Modlar arası karşılaştırmayı deneyen 2 kaydımızı bu nedenle iptal ettik.
Hayatta kalma oranını okurken en sık yaptığımız hata, sayıyı bütün oyuncular için geçerli tek bir hedef değerine sabitlemeye çalışmak oldu. Doğru aralık oyuncudan oyuncuya ve moddan moda değiştiği için herkese uyan ortak bir eşik yazmaktan tamamen vazgeçtik. Bunun yerine kendi ilk hafta değerimizi başlangıç kabul edip 4 hafta boyunca o değerin etrafındaki bütün hareketi hafta hafta izledik. Kendi başlangıcına göre okunan bir sayı, dışarıdan verilen bir eşikten çok daha fazla bilgi taşıyor. Aynı yaklaşımı diğer iki ölçüte de hiç değiştirmeden ve aynı sırayla uyguladık.
3. ölçüt, bir karşılaşmanın başlamasıyla sonuçlanması arasında geçen süredir ve bu süre maç sonu ekranında ayrı bir satırda saniye cinsinden okunuyor. Bu sürenin kısalması yalnızca nişanın düzeldiğini değil, aynı zamanda konumlanmanın da belirgin biçimde iyileştiğini gösteriyor. İyi bir açıdan başlayan karşılaşma daha az mermiyle bittiği için süre ile isabet oranı birbirini destekleyerek ve hep aynı yönde hareket ediyor. İki sayının aynı yönde ilerlediğini gördüğümüz hafta, hazırlığın gerçekten oturduğunu söyleyebildiğimiz ilk hafta oldu. Birbirini doğrulayan iki ölçüt kullanmanın değeri tam olarak burada ortaya çıktı.
Sürenin uzadığı günlerde neredeyse her seferinde aynı iki teknik nedenden birine ulaştık ve bulduğumuz gerekçeyi hemen o günün kaydına not düştük. Ya kare hızı oturum boyunca sabit kalmamıştı ya da görüş açısı ayarı o hafta içinde sessizce değiştirilmişti. Teknik koşulların ölçümü bozduğu bir günde beceriye dair yorum yapmanın anlamı kalmıyor, bu yüzden kaydın en üstüne önce ayar durumunu yazdık. Ekran arkasındaki kavramları ayrı bir kılavuza taşımamızın nedeni de doğrudan bu deneyim oldu. Ayarların sabit kaldığı haftalarda yorum yapmak gözle görülür biçimde güvenli hâle geliyor.
K/D oranı ilk ayda çok fazla anlam taşımıyor, çünkü öğrenme dönemi doğal olarak daha fazla hata ve daha fazla deneme içeriyor. Sayıyı korumaya çalışan oyuncu denemekten kaçınıyor ve denemekten kaçınan oyuncu belirgin biçimde daha yavaş öğreniyor. 2. haftanın ortasında bu etkiyi kendi kayıtlarımızda gördük, çünkü K/D oranını takip ettiğimiz 3 gün boyunca açık alana çıkma sayımız yarıya indi. Aynı günlerde isabet oranı da düştü, zira güvenli mesafeden atılan mermilerin isabet payı zaten düşük kalıyor. Ölçütün davranışı değiştirdiğini fark ettiğimiz gün o satırı defterden çıkardık.
Bütün sayıları maç sonu ekranından okuduk ve her birini aynı akşam, oturumun hemen ardından tek tek 3 satırlık deftere elle işledik. Kayıt boyunca hiçbir sayıyı ekran görüntüsünden ya da hafızadan değil, doğrudan panelin kendisinden ve 30 gün boyunca hep aynı sırayla aldık. Elle yazmanın yavaşlığı burada bir kusur değil, gözlemi zorlayan ve cümleyi kısaltan bir avantaj olarak işledi. Aynı defteri 2. ayda da sürdürüyoruz ve alan yapısını bugüne kadar hiç değiştirmedik, çünkü biçim sabit kaldığı sürece karşılaştırma geçerli kalıyor.
30. günün değerlendirme tablosunu doldururken ilk hafta sütununa kazanma oranını değil isabet oranını yazdık ve karşılaştırma ancak o zaman anlamlı hâle geldi. 2. ay için planımız aynı 3 ölçütü korumak ve yanlarına yalnızca 1 tane daha eklemek, üstelik yeni ölçütün de doğrudan oyuncunun kontrolünde olmasını şart koşuyoruz. Yeni sayıyı seçmeden önce en az 20 seans daha kaydedeceğiz, çünkü acele edilen bir ölçüt seçimi bütün hazırlığın yönünü yanlış tarafa çeviriyor. Peki sizin defterinizin başında bugün hangi sayı duruyor ve o sayının hareketini gerçekten siz mi belirliyorsunuz?
Ölçütlerin 30 günlük tabloya nasıl işlendiğini 30. gün sayfasında, sayılar bir süre yerinde saydığında ne yaptığımızı ise plato dönemi kılavuzunda anlattık.