Tarih satırı
Serinin nerede kesildiğini gösteren tek alan olduğu için 30. günde en çok bakılan sütun oldu.
Tarih, oynanan mod ve tek cümlelik gözlemden oluşan 3 satır, 30 gün sonra hafızanın veremediği karşılaştırmayı elimize veriyor.
Programın ilk günlerinde not tutmayı gereksiz bir yük saydık ve ilk 4 gün boyunca deftere tek bir satır bile yazmadık. 5. günün akşamında 2. günde hangi ayarı değiştirdiğimizi hatırlamaya çalışırken bu kararın ne kadar pahalıya mal olduğunu gördük. Hafıza, oyun kayıtlarını her zaman sonucun etrafında topluyor ve sürece dair bütün ayrıntıları birkaç gün içinde hiçbir uyarı vermeden siliyor. O akşam mümkün olan en kısa hâliyle bir defter kurduk ve 30 gün boyunca aynı 3 satırı yazdık. Bu tutanak, o defterin nasıl tutulduğunu ve hangi satırların bilerek dışarıda kaldığını anlatıyor.
Yöntemin tamamı tek bir cümleyle anlatılabilir, çünkü defterde tarih, oynanan mod ve tek cümlelik gözlemden başka hiçbir alan hiçbir zaman bulunmadı. Uzun tutulan hiçbir kaydın 30 gün dayanmadığını daha önce de gördüğümüz için alanları kasten en aza indirdik. Yazma süresi 30 saniyeyi geçtiği anda kayıt yarıda kalıyor, bu yüzden asıl tasarım kararı içerik değil doğrudan sürenin kendisi oldu. 3 satır, günlük 30 dakikalık oturumun sonundaki 4 dakikalık gözden geçirme payına rahatça sığıyor. Defteri kâğıt üzerinde tuttuk, çünkü ekranın kapanması yazma alışkanlığını da beraberinde kapatıyor.
Defteri kurarken en çok tartıştığımız konu, kaydın kimin için tutulduğu sorusuydu ve bu sorunun cevabını bulmak beklediğimizden çok daha uzun sürdü. Başkasına gösterilecek bir kayıt hemen düzgün cümlelere ve gereksiz açıklamalara kayıyor, dolayısıyla asıl gözlemi ilk satırdan itibaren görünmez hâle getiriyor. Bu yüzden defteri baştan yalnızca kendimiz için tuttuk ve yazılan hiçbir satırı sonradan düzeltmedik. Yazım hatası taşıyan cümleleri bile olduğu gibi kaydettik, çünkü düzeltme isteği yazma isteğini gözle görülür biçimde yavaşlatıyor. 30 gün boyunca geçerli olan tek kural, satırın o gün ve o saatte yazılmış olmasıydı.
1. satır tarih, çünkü kaydın gerçekten işe yaraması için oynanan günler kadar aradaki boşlukların da tek tek görünür olması gerekiyor. Serinin nerede kesildiğini yalnızca tarih sütunu gösteriyor ve bu bilgi 30. günde sonunda en çok baktığımız tek sütun hâline geldi. 2. satır oynanan mod, çünkü aynı gözlem farklı masalarda tamamen farklı anlamlara geliyor. Kademe Arenası masasında yazılan bir nişan notunu Rota Planı gününe taşımak, kaydı doğrudan okunmaz hâle getiriyor. 3. satır ise gözlem ve defterin bütün ağırlığı bu tek cümlenin üzerinde duruyor.
Skor, sıralama ve tur sayısı gibi alanları da denedik ama hepsini daha 1 hafta dolmadan defterden tek tek çıkarmak zorunda kaldık. Bu sayılar zaten panelde duruyor, dolayısıyla elle yazmak yalnızca zaman harcıyor ve ertesi günün yazma isteğini düşürüyor. Defterin işlevi paneldeki veriyi kopyalamak değil, o panelin hiçbir biçimde göremediği şeyi yakalayıp tek satıra indirmektir. Panel isabet oranının düştüğünü söylüyor ama o gün odanın çok sıcak olduğunu ya da oturumun yorgun başladığını yalnızca gözlem satırı söyleyebiliyor. Kayıt boyunca en çok işimize yarayan cümleler de tam olarak bu türden cümleler oldu.
Modu yazarken oyunun tam adını kullandık ve kayıt boyunca hiçbir aşamada kısaltmaya ya da rumuza başvurmadık. 2. haftanın ortasında kendi kısaltmalarımızı çözemediğimiz bir gün yaşadık ve o günden sonra kısaltma denemeyi bir daha açmamak üzere kapattık. Kayıt yönteminin uzun vadeli dayanıklılığı, yazarken kazandırdığı 3 saniyelik hızdan bizim için her zaman çok daha önemli bir ölçüt oldu. Aynı gerekçeyle tarihleri de gün ve ay olarak açık biçimde yazdık (ay adını kısalttığımız 2 satır sonradan okunamadı). Bu küçük kararlar, 30. günde defterin hem okunabilirliğini hem de değerlendirme tablosuna aktarılabilirliğini doğrudan belirledi.
3 farklı not uygulaması denedik ve üçünde de kayıt daha 2. haftanın ortasına gelmeden belirgin biçimde seyrekleşti. Telefonu açmak, uygulamayı bulmak, doğru sayfayı seçmek ve klavyenin ekrana gelmesini beklemek arasında geçen süre her akşam yazma isteğini sessizce eritiyor. Masanın kenarında açık duran bir defter ise arada hiçbir adım gerektirmiyor ve yalnızca kalemi almak yetiyor. Yöntemi taşınabilir kılmak isteyen bir oyuncu için tek koşul, kaydın her gün aynı yerde ve mümkünse aynı saatte duruyor olmasıdır. Uygulama denemelerinin kaydını da aynı deftere, ayrı bir kenar satırı olarak yazdık.
Serinin nerede kesildiğini gösteren tek alan olduğu için 30. günde en çok bakılan sütun oldu.
Aynı gözlem farklı masalarda farklı anlama geldiği için oyunun tam adı kısaltılmadan yazılır.
Panelin göremediği ayrıntıyı taşır ve defterin bütün ağırlığı bu tek cümlenin üzerinde durur.
İyi bir gözlem cümlesi o gün ne hissedildiğini değil, tam olarak neyin ilk kez fark edildiğini yazıyor. “Kötü oynadım” cümlesi 30 gün sonra hiçbir şey anlatmıyor, çünkü içinde geriye dönüp bakılabilecek tek bir somut ayrıntı bulunmuyor. Buna karşılık “köşe dönüşlerinde nişanı bel hizasında tutuyorum” cümlesi hem bir davranışı hem de düzeltilecek bir noktayı aynı anda ve birlikte taşıyor. Cümlenin fiilli ve somut olması, o satırın 30. günde okunabilirliğini doğrudan belirliyor. Kayıt boyunca duygu bildiren cümlelerin hiçbirine geri dönmediğimizi de sonradan not ettik.
Cümleyi yazarken kendimize her gün aynı soruyu sorduk ve gelen cevabı hiç düzeltmeden olduğu gibi kaydettik. Sorunun kendisi çok basitti, bugün dün bilmediğimiz hangi şeyi öğrendik. Cevap bulunamayan günlerde satırı boş geçmek yerine “yeni bir şey yok” yazdık, çünkü boş bir satır sonradan serinin kesildiği izlenimini veriyor. 30 günün 7 gününde bu cümleyi yazdık ve sonradan baktığımızda o 7 günün istisnasız hepsinin yorgun geçen günler olduğu görüldü. Boş görünen kayıtlar bile kendi içinde okunabilir bir örüntü taşıyor.
Gözlem cümlesinin uzunluğunu ölçmek için basit bir sınır koyduk ve cümlelerin hiçbir koşulda 15 kelimeyi geçmemesini istedik. Sınırı aşan cümlelerin neredeyse tamamı, 2 ayrı gözlemi tek bir satıra sıkıştırma denemesinden ibaretti. Bir günde 2 şey fark edildiyse ikincisini ertesi güne saklamak, kaydı hem kısa hem de takip edilebilir hâlde tutuyor. İkinci gözlemi kaybetme korkusu ilk haftalarda bizi de zorladı ama kaybolan hiçbir gözlem olmadı (önemli olan ayrıntı ertesi gün kendini yeniden gösteriyor). Bu sınır, defterin en çok tartışılan ve en çok işe yarayan maddesi olarak yerinde kaldı.
Rakip hakkında yazılan hiçbir cümleyi deftere almadık, çünkü bu cümleler gözlemi dışarıya taşıyor ve geriye düzeltilecek tek bir nokta bırakmıyor. Aynı gerekçeyle bağlantı sorunlarını, eşleştirme yakınmalarını ve takım arkadaşı şikâyetlerini de kaydın tamamen dışında tuttuk. Bunların hiçbiri yanlış bir gözlem değil ama hepsi oyuncunun kendi kontrolü dışında kalıyor. Defterin amacı ertesi günün hedefini belirlemek olduğundan, sayfada yalnızca kontrol edilebilir ayrıntılara yer verdik. Kontrol dışında kalan ayrıntılar için ayrı bir kenar notu tuttuk ve o notu 30. günün değerlendirmesinde bir kez bile açmadık.
Uzun cümleleri de aynı gerekçeyle ayıkladık, çünkü 2 satıra taşan her gözlem 30. günde okunmadan geçiliyor ve kaydı gereksiz yere ağırlaştırıyor. Ölçüt olarak şunu kullandık, cümle tek nefeste okunabiliyorsa deftere giriyor ve okunamıyorsa yeniden yazılıyor. Bu kural kulağa keyfi geliyor ama kayıtta belirgin bir etki yarattı ve 30. günde satırların okunma oranını açık biçimde yükseltti. Aynı biçimde birden fazla ayrıntı taşıyan cümleleri ikiye bölmek yerine tamamen yeniden yazdık. Bir güne bir ayrıntı kuralı, defterin en katı maddesi olarak 30 gün yerinde kaldı.
Oynanmayan günlere yine tarih yazıp mod satırına kısa bir çizgi koyduk ve o günün gözlem satırını bilerek ve tamamen boş geçtik. Bu küçük işaret, 30. günde serinin gerçek yoğunluğunu görebilmenin tek yolu olarak öne çıktı. Ara verilen günleri gizleyen bir kayıt, ilerlemeyi olduğundan çok daha düzgün gösterdiği için sonraki ayın planını da baştan yanlış kuruyor. Kaydın gerçekten işe yaraması için tam olduğu kadar dürüst de olması gerekiyor. Bu yüzden 30 gün içinde atladığımız 6 günün hepsi defterde duruyor.
30. günde hiç oyun oynamadık ve o günün 10 dakikasını yalnızca değerlendirme tablosuna ayırdık. Tablonun ilk hafta sütununu hafızadan doldurmak imkânsız olduğu için doğrudan defterin ilk 7 satırına baktık (o satırların hiçbiri sonradan yazılmamıştı). Kaç farklı modda oynandığı sorusunun cevabı mod satırından, kaç gün plana uyulduğu sorusunun cevabı ise hiç zorlanmadan tarih sütunundan çıktı. İsabet oranının nereden nereye geldiğini de gözlem satırlarındaki ayrıntılar üzerinden okuduk. Defteri hiç tutmamış bir oyuncunun bu tabloyu doldurması, tahmin yürütmekten öteye geçemiyor.
Tabloyu doldururken en çok işimize yarayan sütun, baştan beklediğimizin tam aksine, sayıların ve yüzdelerin bulunduğu sütun olmadı. 1. haftanın gözlem cümleleri ile 4. haftanın gözlem cümlelerini yan yana koyduğumuzda gelişim tek bakışta ve hiçbir hesap gerektirmeden görüldü. İlk hafta cümleleri neredeyse tamamen temel kontrolleri anlatıyordu, son hafta cümleleri ise konumlanmayı ve zamanlamayı tartışıyordu. Bu değişim hiçbir yüzdede ve hiçbir grafikte görünmüyor ama defterin iki ucunda çok net biçimde duruyor. Sayıların bir süre yerinde saydığı haftalarda ne yaptığımızı ise plato dönemi kılavuzunda ayrıntılı biçimde anlattık.
Çoğu oyuncunun kendi gelişimini fark edememesinin asıl nedeni de karşılaştırabileceği bir başlangıç kaydının hiç olmamasıdır. İlerleme, aynı sistemi ikinci kez gördüğünde fark edilen küçük farklardan doğuyor ve bu farklar yazılmadığı sürece birkaç gün içinde siliniyor. Defterin 30 gün dayanmasının tek nedeni de kısalığı, çünkü uzun kayıtlar ilk yorgun haftada terk ediliyor. BetRupi kütüphanesindeki modların çeşitliliği bu kaydı ayrıca değerli kılıyor, zira mod satırı olmadan yazılan gözlemlerin yarısı birkaç hafta içinde bağlamsız kalıyor. Kayıt yönteminin tamamı bu yüzden 3 satırdan uzun tutulmadı ve tutulmaması da gerekiyor.
2. ayda kayıt sıklığını haftada 3 güne düşürdük ve seri buna rağmen tek bir hafta bile kesintiye uğramadı. Günlük yazmanın değeri alışkanlık kurulana kadar sürüyor, sonrasında haftalık örüntü zaten kendiliğinden görünür hâle geliyor. Defterin ilk ayki hâlini olduğu gibi saklamak ise her koşulda gerekli, çünkü ikinci ayın karşılaştırması yalnızca o kayıtla mümkün oluyor. Her mod için ayrı bir defter tutmayı da denedik ve bunun kaydı gereksiz biçimde ağırlaştırdığını daha 1 hafta dolmadan gördük. Tek defter, çok defterden her ölçüde ve her koşulda daha iyi çalıştı.
Yöntemin tamamı 3 satırdan ibaret olduğu için denemesi de vazgeçmesi de kolay, ama 30 gün dayanan bir kayıt geriye somut bir başlangıç noktası bırakıyor. Kendi defterimizi 2. ayda da sürdürüyoruz ve gözlem satırının biçimini bundan sonra bir daha değiştirmemeye karar verdik. Önümüzdeki dönemde aynı defteri takım modlarında 2 kişiyle ortak tutmayı deneyeceğiz ve çıkan sonucu 30 gün sonra yine bu sayfada yayımlayacağız. Deneyin sonucu ne olursa olsun, 3 satırlık yapının kendisini değiştirmeyi şimdilik düşünmüyoruz. Peki bugün oynadığınız turdan geriye tek cümlelik hangi gözlem kalıyor?
Defterin beslediği 30 günlük bölünmeyi otuz günü nasıl böldüğümüz yazısında, tablonun tamamını ise 30. gün sayfasında bulabilirsiniz.