Programın tamamı
Bu yazıda anlatılan bölmenin uygulanmış hâlini, hafta hafta temalar ve ölçütlerle birlikte tek sayfada topladık.
Takvimi kurarken denediğimiz bölme biçimlerini, vazgeçtiklerimizi ve kararı belirleyen ölçümleri sırasıyla kaydettik.
Takvimi hazırlarken karşımıza çıkan ilk soru, otuz günün bölünüp bölünmeyeceği değil, hangi büyüklükteki parçalara bölüneceğiydi. Elimizde 30 günlük bir alan vardı ve bu alanı doldurmanın onlarca yolu bulunuyordu, ama denediğimiz biçimlerin hepsi aynı ölçüm sorununu üretti. Bir parça çok küçük olduğunda ilerleme fark edilmiyor, çok büyük olduğunda ise hangi değişikliğin işe yaradığı anlaşılmıyordu. Bu yazıda 4 haftalık bölmeye nasıl ulaştığımızı, yol boyunca denediğimiz diğer biçimleri ve her birinden neden vazgeçtiğimizi tek tek ve sırasıyla anlattık. Kararın arkasındaki sayıları da olduğu gibi bıraktık, çünkü ölçüm görünmediğinde bir öneri okurun gözünde yalnızca bir tercihten ibaret kalıyor.
Bu yazı, defterdeki en eski karar kaydı olduğu için diğer bütün yazıların üzerine oturduğu zemini oluşturuyor. Bölme kararı verilmeden önce ölçüt seçmenin, kayıt biçimi belirlemenin ya da plato dönemini tartışmanın bizim için hiçbir anlamı yoktu. Bu yüzden ilk 12 günü yalnızca bölme denemelerine ayırdık ve o günlerde hiçbir haftalık ölçüt tanımlamadık. Denemeleri 4 kişilik bir grupla yürüttük ve her katılımcı günlük seansını aynı 3 satırlık biçimde kaydetti. Sayılar küçük olduğu için buradaki hiçbir sonucu kesin bir kural gibi sunmuyoruz, yalnızca kendi kaydımızı ve o kayıttan çıkan kararı aktarıyoruz.
Yeni bir kütüphaneye girildiğinde en yaygın davranış, listeyi yukarıdan aşağı taramak ve her oyunu birer tur denemektir. İlk akşam için eğlenceli olan bu tarama, 3. haftaya gelindiğinde hiçbir oyunda temel kontrollerin oturmadığı yorucu bir tablo ortaya çıkarıyor. Kendi kayıtlarımızda da aynı sonucu gördük ve plansız geçen ilk 12 günün ardından 3 ayrı sorunu ayrı ayrı yazıya döktük. Bu 3 sorun birbirinden bağımsız görünüyor ama hepsi aynı yerden, yani tekrarın olmamasından besleniyor ve birbirini büyütüyor. Aşağıdaki 3 başlıkta her birini kendi kaydımızdan çıkan sayılarla birlikte açtık ve her sorun için hangi çözümü denediğimizi de yazdık.
Tarama denemesinde 9 gün boyunca her gün farklı bir oyuna girdik ve hiçbirine ikinci kez dönmedik. Dokuzuncu günün sonunda kayıtlara baktığımızda 9 oyunun tamamında başlangıç seviyesinde kaldığımızı ve hiçbirinde temel kontrolleri oturtamadığımızı gördük. 20 oyunun her birinde başlangıç seviyesinde kalmak, 2 oyunda rahatlamış olmaktan çok daha yorucu ve çok daha verimsiz bir deneyim üretiyor. Aynı 9 günü 2 oyuna bölen ikinci grupta, her iki oyunda da temel kontroller 6. günde oturdu ve kayıtlar bunu net gösterdi. Bu fark, bölmenin oyun sayısını değil tekrar sayısını belirlemesi gerektiğini gösteren ilk somut ölçüm oldu.
Tarama alışkanlığının tek başına kötü olduğunu söylemiyoruz, çünkü kütüphaneyi hiç tanımadan hangi türde kalınacağına sağlıklı biçimde karar vermek mümkün değil. Sorun, taramanın bir başlangıç adımı değil de bütün ayı kaplayan bir alışkanlık hâline gelmesinden çıkıyor. Bu yüzden taramayı 1. haftanın ilk 2 gününe sıkıştırdık ve kalan günleri seçilen oyunlarda tekrara ayırdık. Kütüphane zaten genişlemeye devam ettiği için ay sonunda yeni bir tarama turu atmak, ilk günlerde her kapıyı açmaktan daha verimli çıktı. Programın 1. haftasını bu ölçüme dayanarak keşif ve kontrol hâkimiyeti üzerine kurduk ve tarama süresini kısa tuttuk.
İkinci sorun, sürekli oyun değiştirildiğinde ilerleme hissinin hiç oluşmaması ve oyuncunun kendini yerinde saymış gibi hissetmesidir. İlerleme, aynı sistem ikinci kez görüldüğünde fark edilen küçük farklardan doğuyor ve bu farkların ortaya çıkması her durumda tekrar gerektiriyor. Bir haritanın kısa yolunu ikinci turda hatırlamak ya da bir rakip yeteneğinin bekleme süresini sezmek, ancak aynı sahneye dönünce mümkün oluyor. Kayıtlarımızda tekrar sayısı 3 turu geçtiğinde gözlem satırlarının belirgin biçimde uzadığını ve daha ayrıntılı hâle geldiğini gördük. Bu uzama, oyuncunun sistemi artık gördüğünü haber veren en basit ve en ucuz göstergemiz olarak kaldı.
Geri bildirim eksikliğini kapatmanın ikinci yolu, her haftaya tek bir ölçüt bağlamak ve o ölçütü hafta sonunda açıkça sormaktı. Ölçüt olmadan geçen haftalarda katılımcıların kendi ilerlemesini tarif etme biçimi belirsiz kaldı ve karşılaştırma yapmak imkânsızlaştı. Tek ölçüt bağladığımız haftalarda ise aynı katılımcılar sayıyı doğrudan söyleyebildi, çünkü hafta boyunca neye baktıklarını biliyorlardı. Haftaya 2 ölçüt bağlamayı da denedik ama ikinci ölçüt neredeyse her seferinde unutuldu ve kayıt satırlarında tek bir kez bile görünmedi. Bu yüzden her haftanın sonunda tek bir soru soruyoruz ve o sorunun cevabı doğrudan bir sonraki haftanın ağırlığını ve konusunu belirliyor.
Üçüncü sorun zaman dağılımıydı ve plansız oynayan katılımcılar genelde tek bir uzun seans yapıp ardından 5 gün boyunca ara verdi. Beceri gelişimi kısa ve düzenli oturumlara çok daha iyi cevap verdiği için bu dağılım ölçümü sürekli bozdu (kayıtta 4 kez). Günde 30 dakika ayıran katılımcılar, haftada bir kez 3 saat oynayanlardan neredeyse her ölçütte daha iyi bir sonuç aldı. Uzun seansın son yarım saatinde kayıt satırları belirgin biçimde kısaldı, çünkü yorgunluk gözlemi de dikkati de düşürüyor. Bu yüzden günlük seans süresini 30 dakikada sabitledik ve haftalık bütçeyi 3,5 saat olarak takvime yazdık.
Boş geçen günleri kayıttan hiç çıkarmadık, çünkü bir planın gerçek maliyeti tam olarak o boşluklarda ve ancak sonradan görünür hâle geliyor. Ara verilen 5 günün ardından ilk seansın kayıt satırı her seferinde belirgin biçimde kısaldı ve gözlemin kendisi yüzeysel kaldı. Aynı katılımcı yalnızca 2 gün sonra eski ayrıntı düzeyine döndü, dolayısıyla kayıp kalıcı değil ama açıkça ölçülebilir bir kayıptı. Boşluğu görünür tutmak, telafi için süre sınırını zorlama isteğini de belirgin biçimde azaltan beklenmedik bir yan etki üretti.
Bu yazıda anlatılan bölmenin uygulanmış hâlini, hafta hafta temalar ve ölçütlerle birlikte tek sayfada topladık.
Haftaya bağlanan hedefin gün içinde nasıl bölündüğünü ve son 4 dakikanın neden yazmaya ayrıldığını anlattık.
Bölme denemelerinde kullandığımız kayıt biçimini, neden bu kadar kısa tuttuğumuzu ve 30 günlük sonucu yazdık.
Bölmeyi kurarken birbirinden farklı 4 biçim denedik ve her birini en az 6 gün boyunca aynı grupla eksiksiz biçimde uyguladık. Denemelerin sırası da önemliydi, çünkü her biçim bir öncekinin açıkta bıraktığı sorunu kapatmak üzere tasarlanmış ve doğrudan o sorunla sınanmıştı. Aşağıdaki tablo hangi biçimi kaç gün denediğimizi ve hangi ölçüm yüzünden bıraktığımızı tek bakışta gösteriyor. Tabloyu okurken bırakma sebeplerinin tamamının bir ölçüme dayandığını ve hiçbirinin yalnızca hoşumuza gitmemekten kaynaklanmadığını görebilirsiniz. Kalan tek biçim 4 haftalık bölme oldu ve bugün yayımladığımız programın iskeleti tam olarak o denemenin kaydından çıktı.
| Biçim | Süre | Bırakma sebebi |
|---|---|---|
| Gün gün bölme | 6 gün | Günlük hedef listesi 3. günde tamamen bırakıldı |
| Oyun başına bölme | 8 gün | Tekrar sayısı arttı ama tür dengesi bozuldu |
| 2 haftalık bölme | 12 gün | Ölçüt döneme bağlandığı için hatırlanmaz oldu |
| 4 haftalık bölme | 30 gün | Ölçüt haftaya bağlandı ve kayıt eksiksiz tutuldu |
İlk deneme her güne ayrı bir hedef yazmaktı ve 30 günün tamamı daha ilk gün tek tek planlanmıştı. Liste kâğıt üzerinde son derece düzenli görünüyordu ama uygulamada 3. günde bozuldu, çünkü hiçbir gün tam olarak önceden planlandığı biçimde geçmedi. Bir gün kaçırıldığında ertesi günün hedefi de kaydı ve 4 gün içinde bütün liste anlamını yitirdi. Katılımcılar kaçırdıkları günleri telafi etmeye çalıştıkça seans süresi uzadı ve günlük 30 dakikalık sınır aynı hafta içinde 2 kez aşıldı. Planın kendisinin süre sınırını zorlaması, bu biçimi 6. günde bırakmamız için yeterli bir sebep oldu.
Aynı denemede ikinci bir sorun daha çıktı, çünkü güne yazılan hedefler oyunların ortalama tur süresine hiçbir noktada uymuyordu. 25 dakika süren tek bir maçı 30 dakikalık bir seansa sığdırmak, gözden geçirme için yalnızca 5 dakika bırakıyordu. Süreleri oyuna göre değil güne göre yazmak, hem kayıt tutmayı hem de ölçüm yapmayı en baştan zorlaştıran talihsiz bir tercihti. Bu yüzden sonraki denemelerde hedefi güne değil haftaya bağladık ve gün içindeki dağılımı katılımcıya bıraktık. Haftalık hedef, kaçırılan bir günü kendi içinde soğurduğu için planın bozulma noktasını belirgin biçimde geriye itti ve kaydı ayakta tuttu.
Üçüncü deneme, 30 günü 2 haftalık dönemlere bölmek ve her döneme ayrı bir tema yazmaktı. Dönem uzun olduğu için ölçüt de döneme bağlandı ve katılımcılar tam 14 gün boyunca aynı tek soruyu takip etmek zorunda kaldı. İkinci haftanın ortasında ölçüt hatırlanmaz hâle geldi ve kayıt satırlarında ölçüte dair hiçbir işaret kalmadı. Aynı dönemde tema da genişledi, çünkü 14 güne sığdırılan bir tema kaçınılmaz olarak birden fazla beceriyi aynı anda kapsamak zorunda kalıyordu. Ölçütün okunabilir kalması için dönemin 7 günü geçmemesi gerektiğini bu denemenin sonunda net biçimde gördük.
4. deneme her oyuna sabit bir gün sayısı vermekti ve bu biçimde tekrar sayısı gerçekten belirgin biçimde arttı. Ancak tür dengesi tamamen bozuldu, çünkü 8 oyunun tamamına eşit gün ayırmak 30 günü ölçülemeyecek kadar ince dilimlere böldü. Nişan gerektiren modlarla sıra tabanlı modlar aynı ağırlıkta kalınca haftanın teması da tamamen ortadan kalktı ve ölçüt boşta kaldı. Tekrarı korumak için oyun sayısını 2 ile sınırlamanın, günleri eşit bölmekten çok daha temiz bir sonuç verdiğini kayıtlarda gördük.
Kalan biçimde her haftaya tek bir tema, temanın ağırlığına göre 1 ya da 2 ana oyun ve tek bir ölçüt bağlandı. 7 günlük dönem, ölçütü hatırlanabilir tutacak kadar kısa ve anlamlı bir tekrar biriktirecek kadar uzun çıktı. Kaçırılan bir gün haftanın içinde soğuruldu ve katılımcıların hiçbiri telafi için süre sınırını aşmak zorunda kalmadı. Kayıt 30 gün boyunca eksiksiz tutuldu, çünkü hafta sonundaki tek soru katılımcıya ne yazması gerektiğini her seferinde kendiliğinden hatırlatmış oldu. Bu 3 sonucun aynı denemede bir arada çıkması, bölmeyi 4 haftada sabitlememiz için yeterli bir gerekçe oldu.
Haftaların sırasını da rastgele belirlemedik, çünkü her hafta bir sonraki haftanın ihtiyaç duyduğu beceriyi kuruyor ve gereken zemini önceden hazırlıyor. 1. hafta hareket ve nişan kontrolünü oturtuyor, 2. hafta oyuncunun kendine 2 ana oyun seçmesini istiyor. 3. hafta takım içinde bilgi paylaşımını ölçüyor ve 4. hafta ilk 3 haftanın birikimini aynı anda kullanmayı gerektiriyor. Sırayı bozup 4. haftayı öne aldığımız kısa denemede kayıt satırları ilk 2 seansın ardından belirgin biçimde kısaldı ve yüzeyselleşti. Hazırlık tamamlanmadan girilen 5v5 maçlarında gözlem yapacak kadar boş dikkat kalmadığı için ölçüm de kayıt da anlamını yitirdi.
Bölme kararının ardından takvimin geri kalanı kendiliğinden yerine oturdu ve tartışma noktalarının sayısı belirgin biçimde azaldı. Günlük 30 dakikalık seansın nasıl bölüneceği, hangi ölçütün izleneceği ve kayıt biçiminin ne olacağı ayrı yazılara ayrıldı. Her biri kendi ölçümüne dayandığı için bu yazıların hiçbiri diğerinin sonucunu tekrar etmiyor ve aralarında boşluk kalmıyor. Defterin sırası da bu yüzden bölme yazısıyla başlıyor, çünkü defterdeki diğer bütün kararlar sonradan tam olarak bu kararın üzerine kuruldu. 4 haftalık iskelet değişirse defterdeki diğer yazıların da yeniden ölçülmesi gerekeceğini baştan kabul ettik (bunu bir kez yaşadık).
4 haftalık bölme herkes için aynı hızda işlemiyor ve bunu 30 günün ortasında oldukça açık biçimde gördük. Haftada 3,5 saatlik bütçeyi tamamlayamayan katılımcılar için haftayı 10 güne yaydığımız gevşek bir sürüm hazırladık. Gevşek sürümde tema ve ölçüt aynı kaldı, yalnızca dönemin uzunluğu değişti ve kayıt biçimine hiç dokunulmadı. Ölçüt aynı kaldığı sürece dönemi uzatmanın sonucu bozmadığını, kaydın eksiksiz kalmaya devam ettiğini kendi kayıtlarımızdan doğruladık. Buna karşılık dönemi 5 günün altına indiren hızlı sürümde tekrar sayısı hiçbir oyunda yetmedi ve gözlem satırlarının tamamı yüzeysel kaldı.
Gevşek sürümü kurarken haftanın hangi parçalarının sabit kalması gerektiğini de ayrı ayrı ölçtük ve 3 maddede topladık. Temanın haftaya bağlı kalması, ölçütün tek tutulması ve kaydın her seansın hemen sonunda yazılması bu 3 maddenin tamamını oluşturuyor. Bunların dışında kalan her ayrıntı (gün sayısı, seans uzunluğu, oyun seçimi) katılımcının kendi temposuna göre değişebilir durumda. Programın 1. haftasını keşif haftası sayfasında açtık, oyunların süreleri ve türleri ise masa listesinde duruyor. BetRupi kütüphanesi zaman içinde genişlediği için bu listeyi ve bölmeyi her ölçüm döneminde yeniden gözden geçiriyoruz.
Bölme kararı boyunca günlük süre sınırını hiçbir denemede aşmadık ve sınırı aşan seansları ölçüm dışında bıraktık. Bir takvimin amacı daha çok oynamak değil, oynanan süreyi anlamlı hâle getirmek olduğu için bu sınırı planın kendisinden önce yazdık. Üst üste kaybedilen turlarda ısrar etmek yerine oturumu bitirmek, hem gözlem satırlarını hem de ertesi günün temposunu koruyan bir tercih oldu. Oturumdan kalkarken başlangıçtakinden daha gergin hissedilen günlerde seansı erkenden kapatmayı, ölçümü ve keyfi aynı anda koruyan tek yol olarak kaydettik.
Bu yazıdaki sayılar 4 kişilik küçük bir grubun 30 günlük kaydından çıktığı için genel bir kural değil, bir başlangıç noktası sunuyor. Aynı denemeyi kendi takviminde yürüten bir okur, bölmenin hangi noktada bozulduğunu büyük ihtimalle bizden tamamen farklı bir günde görüp kaydedecek. Bizim için asıl önemli olan sonuç, bölmenin uzunluğundan çok ölçütün döneme değil haftaya bağlanmış olmasıydı. Ölçüt haftaya bağlı kaldığı sürece dönemin 5 ile 10 gün arasında gezmesi kaydı hiçbir noktada bozmadı ve karşılaştırma yapılabilir kaldı. Önümüzdeki ölçüm döneminde aynı bölmeyi daha büyük bir katılım grubuyla yeniden ölçecek ve çıkan sayıları bu sayfaya ekleyeceğiz.
Defterdeki diğer ölçüm yazılarını tutanak defterinde tarih sırasıyla topladık. İlerleme durduğunda uyguladığımız adımların tamamı ise plato dönemi kılavuzunda ayrı ayrı yazılı duruyor.