30 günü nasıl böldük
Programın 4 haftaya bölünme kararını, yol boyunca denediğimiz ve sonunda bıraktığımız bölme biçimleriyle birlikte adım adım kaydettik.
30 günlük takvimi kurarken hangi kararı hangi ölçüme dayandırdığımızı yazı yazı kaydettik ve hepsini burada topladık.
Bu defteri, programı kurarken aldığımız kararların arkasındaki ölçümleri ve denemeleri okurdan saklamamak için açık tutuyoruz. Takvimi hazırlarken denediğimiz bölme biçimlerinin çoğu işe yaramadı ve vazgeçtiğimiz seçenekler çoğu zaman kabul ettiklerimizden daha öğretici çıktı. Yazıların tamamı tek bir kurala bağlı kalıyor, çünkü bir öneriyi yayımlamadan önce onu kendi seanslarımızda ölçmüş ve kayda geçirmiş olmamız gerekiyor. Defterde rakam yuvarlamıyoruz ve sonradan hoşumuza gitmeyen ölçümleri sessizce çıkarmıyoruz, çünkü eksik bırakılan bir kayıt hiç kayıt tutmamaktan çok daha yanıltıcı bir tablo üretir. Okurun bizim yerimize karar verebilmesi için ham gözlemi olduğu gibi bıraktık ve yorumu ayrı paragraflara ayırdık.
Defterin ikinci işlevi, aynı hataya iki kez düşmemek ve daha önce denenmiş bir yolu unutup baştan denememektir. Programın 4 haftaya bölünmesi, birbirinden farklı 3 denemenin ardından elimizde kalan tek seçenekti ve o denemelerin hepsi burada kayıtlı duruyor. Bir ölçütün neden bırakıldığını okumak, o ölçütün yerine gelenin neden seçildiğini okumaktan çoğu zaman daha fazla bilgi taşır. Yazıları tarih sırasına göre dizdik, böylece kararların hangi haftanın gözlemiyle olgunlaştığı bir bakışta görülebiliyor ve ara adımlar kaybolmuyor. Her yazının başında hangi seansların kaydına dayandığını belirttik ve okuma süresini künyeye ekledik (defterdeki yazılar 6 ile 10 dakika arasında sürüyor).
Defterdeki yazılar aynı iskeleti izliyor, çünkü birbiriyle karşılaştırılamayan gözlemler bir araya geldiğinde tutarlı bir tablo üretmiyor. Önce hangi soruyu sorduğumuzu yazıyoruz, ardından hangi seansların kaydına baktığımızı ve son olarak o kayıttan çıkan kararı aktarıyoruz. Bir gözlem yalnızca 2 ya da 3 seansa dayanıyorsa bunu açıkça yazıyoruz, çünkü küçük bir örneklem büyük iddiaları taşıyacak ağırlıkta değildir. Yazılarda kesin bir dil kullanmaktan bilerek kaçındık, çünkü tek bir oyuncunun temposu bütün oyuncular için geçerli bir kural üretmeye yetmez. Ölçütü değiştirdiğimiz durumlarda eski ölçütü de sayfada bıraktık (toplam 2 kez oldu), böylece kararın nereden nereye geldiği okunabilir kalıyor.
Ölçüm defteri tutmanın en zor tarafı, kaydı seansın hemen ardından değil de birkaç gün sonra yazma alışkanlığıdır. Hafızadan yazılan bir not, o gün gerçekten olan şeyi değil sonradan hoşumuza giden anlatıyı kaydeder ve bu fark bütün ölçümü bozar. Bu yüzden her seansın son 4 dakikasını yazmaya ayırdık ve o dakikaları takvimin değişmez parçası saydık. Kaydı kısa tutmak da en az bunun kadar önemli çıktı, çünkü uzun not tutma zorunluluğu getirdiğimiz denemelerde kayıt 2. haftada tamamen bırakıldı. 3 satırlık biçimi bu yüzden seçtik ve 30 gün boyunca tek bir gün bile atlamadan doldurabildik.
Gözlemi olduğu gibi aktardığımız satırları, o gözlemden çıkardığımız öneriden ayrı paragraflara koyduk ve bu ayrımı defterdeki bütün yazılarda korumaya çalıştık. Okurun ham kaydı görüp kendi sonucuna varabilmesi, hazır bir yorum sunmamızdan her zaman daha sağlam bir sonuç üretiyor. Yorum paragraflarında hangi noktada tahmin yürüttüğümüzü de ayrıca belirttik, çünkü tahmin ile ölçüm aynı cümlede yan yana durduğunda ikisi birbirine karışıyor. Bu ayrım defterin en eski kuralı olarak duruyor ve şimdiye kadar hiçbir yazıda onu esnetmek zorunda kalmadık.
Kabul edilmeyen bölme biçimlerini silmek yerine yazıların içinde bıraktık, çünkü bir yolun neden kapandığını bilmek yeni bir yol aramaktan daha hızlıdır. Aynı denemeyi en baştan tekrarlayan bir okurun zamanını korumanın bundan daha doğrudan bir yolunu şimdiye kadar bulamadık. Bırakılan denemeleri ayrı bir bölüme taşımak yerine kararın hemen yanında tuttuk, böylece gerekçe ile sonuç aynı sayfada birlikte okunuyor. Bu biçim yazıları bir miktar uzatıyor ama okurun aynı soruyu ikinci kez sormasını da belirgin biçimde azaltıyor.
Programın 4 haftaya bölünme kararını, yol boyunca denediğimiz ve sonunda bıraktığımız bölme biçimleriyle birlikte adım adım kaydettik.
İlk ayda kazanma oranına bakmanın neden yanılttığını ve isabet oranının hangi noktada daha güvenilir bir gösterge olduğunu ölçtük.
Tarih, oynanan mod ve tek cümlelik gözlemden oluşan kayıt biçimini 30 gün boyunca denedik ve sonuçları karşılaştırdık.
Sayılar 3. hafta boyunca aynı yerde durduğunda hangi 4 adımı uyguladığımızı ve hangisinin gerçekten işe yaradığını yazdık.
Konum, durum ve niyet sırasını takım içi iletişimde denedik ve bilgi paylaşımının ölçüme nasıl yansıdığını kaydettik.
Tutanak defteri kendi ölçümlerimizi taşır, bülten akışı ise platform tarafında değişen başlıkları tarih sırasıyla toplar. İki bölümü ayrı tutmamızın sebebi, bir gözlemin bir duyuru gibi okunmasının okuru yanlış bir beklentiye götürmesidir. Sezon geçişi, görev döngüsü ve istatistik paneli gibi BetRupi haberleri bültende dururken, o haberlerin takvime nasıl yansıdığı ise defterde anlatılıyor. Bir duyuru yayımlandığında önce bültene yazıyoruz, sonra o değişikliğin programı bozup bozmadığını ölçüyoruz ve gerekirse defterde ayrı bir yazı açıyoruz. Bu sıra, duyuru ile ölçümün birbirine karışmasını engelliyor ve okurun hangi metnin ne işe yaradığını ayırt etmesini kolaylaştırıyor.
Defterdeki 5 yazı, programın farklı aşamalarında karşımıza çıkan 5 ayrı ölçüm sorununun kaydını tutuyor ve hepsi birbirine sıkı biçimde bağlanıyor. Günlerin bölünmesi takvimin iskeletini kurar, oran tartışması hangi sayının izleneceğini belirler ve 3 satırlık kayıt biçimi ölçümün biçimini verir. Plato haftası yazısı ilerleme durduğunda ne yaptığımızı, 3 kelime kuralı ise takım içinde bilginin nasıl taşındığını anlatıyor. Yazıları baştan okumak, kararların birbirini nasıl doğurduğunu ve hangi ölçütün neden değiştiğini çok daha net gösteriyor. Defter genişledikçe eski yazılara dönüp güncelleme notu ekliyoruz, çünkü kapanmış saydığımız bir konu yeni bir sezon geçişinde çoğu zaman yeniden açılabiliyor.
Buradaki yazıların tamamı oyun içi ilerlemeyi, seans düzenini ve ölçüm alışkanlığını konu alan gözlem kayıtlarıdır. BetRupi tarayıcı üzerinden oynanan çok oyunculu bir beceri platformudur ve biriken jetonlar, puanlar ile sezon ödülleri yalnızca oyun içi ilerleme ile görsel içerik içindir. Oyunun dışında hiçbir karşılığa dönüşmedikleri için ödül sistemini bir yarış değil, ilerlemeyi görünür kılan bir işaretleme olarak ele aldık.
Yeni bir yazıyı ancak elimizde en az 10 seanslık düzenli kayıt biriktiğinde açıyoruz ve bu eşiği ilk günden bilerek yüksek tuttuk. Daha erken yazılan metinler ilk okumada ikna edici görünüyor ama ikinci ölçüm döneminde çoğu zaman düzeltme gerektiriyor. Şu anda üzerinde çalıştığımız konu, günü mobil ile masaüstü arasında bölmenin ölçüm sonuçlarını nasıl etkilediği (aradaki fark beklediğimizden küçük çıktı). Kayıt yeterli sayıya ulaştığında yazıyı buraya ekleyecek ve künyeye ölçümün hangi tarih aralığını kapsadığını da yazacağız. Aynı konuda ikinci bir ölçüm yapmak, ilk ölçümü doğrulamanın bizim bildiğimiz tek dürüst yolu olarak duruyor.
Defteri okurken bir yazının hangi seansların kaydına dayandığını künyeden görebilir ve aynı ölçümü kendi takviminizde adım adım tekrarlayabilirsiniz. Kendi kaydınız bizimkiyle çeliştiğinde doğru olan sizin sayılarınızdır, çünkü ölçüm her zaman ölçen kişinin temposuna ve haftalık bütçesine bağlı kalır. Bu yüzden defterdeki hiçbir satırı kural olarak değil, kendi ölçümünüzü kurarken bakabileceğiniz bir başlangıç noktası olarak yazdık. Bir sonraki sezon geçişinde aynı 5 yazıyı yeniden ölçüp hangi kararın ayakta kaldığını ve hangisinin ölçüm karşısında düştüğünü buraya ekleyeceğiz. Otuz günü bölmenin bundan daha iyi bir yolu çıkarsa, onu da aynı açıklıkla ölçüp defterin başına yazacağız.
Ölçümlerin uygulandığı takvimin tamamını 30 günlük program sayfasında hafta hafta açtık. Kayıt biçiminin adım adım kurulumu ise günlük 30 dakika kılavuzunda ayrıntılı olarak yazılı duruyor.